Fatih, Che, Kıvılcımlı Olmak

233

 

Fatih, Che, Kıvılcımlı Olmak

Sevgi ve saygıdeğer yoldaşlarım,

Hepimizin çok iyi hissettiği gibi, buruk bir kongre yaptık. Bana hüzünden başka hiçbir şey vermedi. Yolculuğa başlamadan birkaç gün önce, bir can sıkıntısı, hüzün çöktü içime. Gelirken de yolda dün arkadaşlarla, yoldaşlarla, coğrafya olarak çok zengin bölgelerimizden geçtik. Ama inanın, benim gözüm hiçbirine takılmadı. O güzelliklerin hiçbiri bana bir şey söylemedi. Hani çok sevdiğim türkücümüz Musa Eroğlu’nun, bir türküsünde söylediği gibi:

Bana ne bahardan yazdan,
Bana ne borandan kardan,
Aşağıdan, yukarıdan,
Yolun sonu görünüyor.

Yani o yeşilliklerden, ormanlardan bize ne, bana ne, dedim yani. Bana bir şey söylemediler.

E, çünkü biz ömrümüzü bir davaya vakfettik. Ve insan olarak, sevdiğimiz pek çok şeyden uzak tuttuk kendimizi. Zorunlu bir mahrumiyet uyguladık. Hani Usta’mız da der ya: “25’ten 50’ye kadar on dokuz sene içeride yatınca, kalan altı yıl da kaçıp göçmekle geçti. Hayata anlam mı bırakır bu durum?” Yani bir insan olarak, bir anlam bırakmaz bir açıdan. Ama öbür taraftan, tam tersine çok büyük bir anlamla doldurur. En yüce insanların yaşadığı bir yaşam biçimini yaşadığı için, mutluluk duyar, haz duyar insan. Böyle bir anlam yükler işte. Hani burada, “yas ile sevinci yıkışır”insanın, Karacaoğlan’ımız,17’nci Yüzyılın büyük halk ozanının dediği gibi.

PDF olarak okumak için tıklayın